5 Soruda Yenidoğan İşitme Tarama Programı


Türkiye'de ve diğer sağlık sistemi gelişmiş olan ülkelerde yenidoğan bebeklere işitme tarama programları uygulanmaktadır. Ailenin yeni üyesi için yapılan bu işitme testleriyle ilgili ebeveynlerin aklına bir takım soruların takılması da doğaldır. Şimdi, bunların içinde en sık sorulan beş soruya cevap bulmaya çalışalım:

1 – Bu test ne için yapılıyor ve yapılmazsa ne olur? 

Çocukların konuşarak kendilerini ifade etme yeteneğine sahip olmaları, onların en temel yaşam haklarındandır. Konuşabilmeleri için de sağlıklı bir işitme duyusuna sahip olmaları gerekir. Yenidoğan her 1000 bebeğin takribî 3'ünde işitme kaybı ile karşılaşılmaktadır. Sağlık Bakanlığı, toplum sağlığının geliştirilmesi ve korunması amacıyla çeşitli ulusal programlar yürütür. Bunlardan biri de Ulusal İşitme Tarama Programı'dır. Bu program çerçevesinde yenidoğan her bebeğe, hastaneden taburcu edilmeden önce işitme tarama testlerinin uygulanması hedeflenmekte ve bu testlerin sonucuna göre gerekli tedbirlerin alınması istenmektedir. Testin asıl amacı topluma sağlıklı, üretken birey katılımının temini ve özellikle konjenital (doğuştan) işitme engeli bulunanların zamanında tespiti ve de rehabilitasyonunun sağlanmasıdır. 2008 yılında tüm illerde başlatılan programın başlangıcında Oto Akustik Emisyon (T-OAE) testi de yapılırken, 2019'dan itibaren tüm kurumlarda sadece daha üst seviye olan tarama ABR/BERA testinin yapılması öngörülmüştür.

Tarama testleri yapılmayan veya süreci yarıda bırakılan bebeklerin, tespit edilemeyen bir kaybı varsa, ilerleyen yıllarda psiko-sosyal yönden gelişimleri yetersiz kalacak ve toplumsal uyum açısından da yaşıtlarından negatif ayrışmasına neden olacaktır. Yenidoğan işitme tarama protokolleri, Halk Sağlığı kurumlarınca titizlikle takip edilmektedir. Henüz örneklerine nadiren rastlanıyor olsa da, testin yapılmamış olması hukuki açıdan ebeveynlere bazı yükümlülükler getirmektedir.

2 – Bebeğim testi geçti. Bu testin geçerliliği nedir?

Her bebek için, doğduktan sonraki ilk 3 ayda işitme testlerinin tamamlanması önerilmektedir. Bebekler anne karnındayken duymaya başlarlar. Bilinçli işitmeye sahip değillerdir, onlarda refleks işitme gerçekleşir. Bu nedenle subjektif testler yerine objektif testler yapılmaktadır. İşitme tarama testleri sadece anlık ölçümler yaparlar, sonradan oluşabilecek işitme kayıplarına dair bilgi veremezler. Dolayısıyla, testlerden geçen bebeğin ailesi, bebeğin işitme ve konuşma gelişim sürecini takip etmekten sorumludur. Gelişim dönemlerine göre ailelerin çocuklarında müşahede etmeleri gereken davranışlar ise şu şekilde sıralanır:

0-3 ay arası: Anne sesini tanır ve sakinleşir. Yüksek seslere irkilir, besleniyorsa duraksar.
3-6 ay arası: Gürültüde uyanır. Çevresindeki seslerin nereden geldiğini bulmak için ses kaynağına yönelir.
6-12 ay arası: Da da, ba ba gibi sesleri algılar. İsmi söylenince tepki verir. Çıngırak sesi gibi oyuncak seslerinden hoşlanır.
12-18 ay arası: Ba ba, da da gibi sesler çıkarır. Sevdiği oyuncakların, eşyaların adı söylenince işaretle gösterir. Uzaktan seslendiğinde bakar.
18-24 ay arası: 20'ye yakın kelime söyler. İki kelimelik cümleler kurar. Basit komutları yerine getirir.
24-36 ay arası: 24 aylıkken 270, 3 yaşında 1000 kadar kelime hazinesi vardır. İsteklerini genellikle sözel olarak bildirir. Basit cümlelerle konuşur. Farklı sesleri ayırt eder. Kendisine söylenenleri anlar.

Çocuğunuzun işitsel gelişimi bu kriterlere uymuyorsa, ayrıntılı işitme testlerinden geçmesi gerekir.

3 – Bebeğim testi geçti ancak risk grubunda olduğu söylendi. Bu ne anlama geliyor?

Bebeğiniz işitme tarama testinden geçtiği halde; işitme kaybı risk faktörlerinden olan CMV (Cytomegalovirus) veya bakteriyel menenjit tespit edilmişse bebeğiniz 3 aylık olduğunda, diğer risk faktörlerinin olması durumunda ise 6 aylık olduğunda - randevu alarak - bir referans merkezine* gitmeniz gerekmektedir. Diğer risk grupları, Sağlık Bakanlığı tarafından şöyle sınıflandırılmaktadır:

Doğum Öncesi Dönemde:
1. Aile bireylerinde çocukluk çağında başlayan işitme kaybı öyküsü
2. Annenin hamileliği sırasında ilaç kullanması
3. Annenin hamileliği sırasında bulaşıcı hastalık geçirmesi
4. Annenin hamileliği sırasında yüksek tansiyon, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği vb. sistematik bir hastalık geçirmesi
5. Annenin hamileliği sırasında röntgen çektirmesi
6. Annenin hamileliği sırasında herhangi bir kaza veya yaralanma geçirmesi


Doğum Sırasında:
1. Bebeğin doğum anında oksijensiz kalması
2. Bebeğin doğum sonrası bir süre solunum zorluğu yaşaması
3. Bebeğin doğum ağırlığının 1500 gramın altında olması
4. Bebeğin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 5 günden fazla kalması
5. Bebeğin kafa veya kulak yapısında anomalinin (normal dışı bir durum) söz konusu olması
6. Kan uyuşmazlığı olması


Doğum Sonrası:
1. Bebeğin yüksek ateşle seyreden bir hastalık geçirmesi
2. Uzun süreli sarılık olması
3. Çocuğa damar yoluyla ototoksik (kulağa zararı dokunabilecek) bir ilaç verilmesi
4. Yüksek şiddetli gürültüye maruz kalma öyküsünün olması
5. Kafa travması geçirmesi

* Referans merkezlerinde (Eğitim Araştırma veya Üniversite Hastaneleri) kontrol testleri ve gerekli durumlarda klinik seviye testler yapılmaktadır.


4 – Bebeğim testi geçemedi, şimdi ne olacak?

Yenidoğan işitme tarama protokolü gereğince, bebekler hastaneden taburcu edilmeden ve genellikle bir günlük bile olmadan testleri tamamlanır. Kulak kanalındaki doğum kalıntısı ve sıvı birikimi gibi doğal nedenlerle testin tamamlanamaması normal sayılabilir. Esasen, test için en uygun zaman; bebeğin 10-15 günlük iken ve uyur vaziyette teste alınmasıdır. Ancak, tarama programlarının yaygınlaşması için protokol, bebek taburcu edilmeden tamamlanması gerekir.

Bebeğiniz testi geçemediyse bu konuda endişelenmeniz için çok erken olduğunu bilmeniz gerekir. Tarama testleri şüpheli çıkan bebekler, takip testlerine çağrılmakta ve tarama protokolleri çerçevesinde testleri tekrarlanmaktadır. İki tekrar testinde de kalan bebekler bir üst tanı merkezine (referans merkezi) sevk edilmektedir.

5 – Bu testin, bebeğimin sağlığına olumsuz bir etkisi var mı? 

İşitme tarama testlerinde x-ray gibi bebeğinize zarar verecek tehlike içerikli uygulamalar bulunmaz. Bazı post-modern veya mutaassıp aileler çeşitli endişe veya şüphelerle bu testlerin yapılmasına onay vermezler. Bu durumda ilk sorunun cevabında belirtildiği üzere bir takım müeyyidelerle karşılaşmaları muhtemeldir.
Paylaş:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme