20200613

Rah-Ka: Kelimeler de başkalaşır

"Kelimelerin ruhları anlamlarıdır. 
Anlamı yitirince kelimeler de başkalaşır."

Taruh, Rah-Ka'ya; bir hakikati öğrenmek için onun zıddıyla da tanışması gerektiğini, söyledi ve birlikte Elula Dağı'na çıktılar. Anyoye mevkisine vardıklarında gün batımı muhteşemdi. Sisli bir tepede, tavanı çökmüş çok eski bir ziguratın içine girdiler. Masa şeklinde kesilmiş bir ağaç gövdesini, yosun ve sarmaşıklar sarmıştı. Masanın üzerinde ise kökleriyle masaya tutunmaya çalışan, yaprakları dökülmüş bir bonzai vardı. Belki ilk sentor burada yaşamıştı bir zamanlar, kim bilir?

Orada Adonis suretindeki Vesvas ve tanımlanması güç bir varlık olan Karaltı ile karşılaştılar. Rah-Ka onu görünce irkildi. Kapkara bir şeydi ve üzerinden haki renkli irin akıyordu, toprağa damlayan. Vesvas söze başlayarak Panteon'u andı ve "Ben çok zaman önce içinizden birinin beynine başkalaşımı fısıldamıştım, bugün ise çıraklar ustayı geçtiler" dedi. Daha sonra "Sen!" dedi Taruh'a, "...benimle aynısın. İkimiz de Tanrı'dan birer parça değil miyiz?"

"Hayır!" dedi Taruh, "...Zat ile sıfatları ayırt edemiyorsun hala. Ben O'nun rahmetindenim, sen ise gazabından. Su ile ateş bir olmaz." Rah-Ka, Vesvas'ın yanındaki Karaltı'dan ürküyordu. Vesvas, Rah-Ka'ya "Karaltı'dan korkuyor musun yoksa?" diye sordu. Taruh'a baktı Rah-Ka. Onun bakışları da tedirgindi, konuşmadı. Vesvas şöyle devam etti; "Çok yakında ona karşı hislerin değişecek, senin için bir kapı olacak." Pek de uzun olmayan konuşmasının arasında Vesvas, Rah-Ka'ya, inancı çelen sorularından birini sordu. Kendisini kastederek; "Başlangıcı olan bir yaşama, sonsuz azap reva mıdır Rah-Ka?" Yine Taruh'a baktı, acı içinde. Taruh bu kez cevap verdi; "Zittavl'in bize öğrettiklerinden başka bizim için ilim ne mümkün! O'dur alim ve hakim, şüphesiz." Vesvas sırıttı, istihza ile.
...

| Rah-Ka'dan bir pasaj.

0 yorum:

Yorum Gönderme