Rah-Ka: İşte gayya


Rah-Ka ve diğer süvariler gönülden Taruh'u dinliyorlardı:

"Vakta ki Aku Ba, dev taşlar ve koca koca kayaları sırtında taşıyor, istifleyerek zift kokan duvarlar örüyordu. Bilmemek ve unutmak arasındaki fark! O, bu farktan doğdu. Nisyan büyük isyanın başıdır. Eğer, bilmeden başkalaşım geçirseydi, özüne geri dönebilirdi. Unuttuğu, aslında unutmak istediği için sentor oldu. Bilmek vebaldir, unutmamak şiar, usül. 

Dünyaya bağlanma, sadece bir moladır. Asıl mesken ukba, ebediyet yerimiz. Cehennemin yakıtı binekler ve taşlardır. Işıkların kendisine secde ettiği süvariyi öldürdü sentorlar. Onun yerine at-insan karışımı, ukbaya ulaşamayan bir yaratığa dönüşmeyi tercih ettiler. Öte alem esasen ve tamamıyla selamet yurdudur, dünya ise mahrumiyet toprakları... Sentorlar ruhları ile dünyada kalır. Dünya sevgileri onları bırakmaz. Ukbaya hicret edemezler. İşte gayya bu. Süvarilerin durumu ise anne karnındaki ceninin hali gibidir. Zittavl onları öylesine esirger ki nefessiz büyütür, yaşatır on bir ay; on bir dakika yaşayamayacak iken. Fıtrata ne kadar yakın isen o kadar korunur, esirgenirsin."
...

| Rah-Ka'dan bir pasaj.
Paylaş:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme