20200913

Edeb-i Edebiyat

Arapça kökenli ve başlangıcında davet anlamı taşıyan, zamanla farklılaşarak sözlük anlamında iyi huy ve ahlâk, terim anlamında ise söz ve yazıda yanlış yapmamak halini alan edeb sözcüğünden gelen edebiyat kavramı, Tanzimat döneminde Fransızca yazın manasındaki littérature kelimesinin karşılığı olarak türetilmiştir. Tanzimat yıllarına kadar Türkçede manzum edebî metinler için şiir, mensur edebî metinler içinse inşâ sözcükleri görülür. Yeni haliyle ilk kez, İbrahim Şinâsî tarafından fenn-i edeb olarak kullanılmıştır. 

Dille gerçekleştirilen güzel sanat ve bu sanat üzerine yapılan her türlü bilimsel araştırma, inceleme, değerlendirme ve eğitim-öğretim faaliyetleri anlamlarına gelen edebiyat sanatı, en eski ve en yaygın sanat türlerindendir. 

Edebiyatın neliği ile ilgili söylenmiş birçok söz vardır. Gürsel Aytaç: "Edebiyat malzemesi dil, kaynağı yaşantılar ve hayal gücü olan bir kreatiflik, başka bir deyişle sanat dalıdır." İnci Aral: "Edebiyat savunma değil, tanıklıktır." Fernando Pessoa: "Bütün sanatlar gibi edebiyat da hayatın yetmediğinin itirafıdır." Friedrich Nietzsche: "Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa, o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir.

Edebî bir eser üç temel unsuru haizdir: İçerik, dil ve yapı. 

İçerik: Nice ruh ve beyin sancılarının eseri olan ve sonu gelmeyen yorumlara kapı açan kurgusal dünya. Dil: İçeriğin estetik hazza ulaştıracak, en güzel ve en etkili bir biçimde sunulması görevini üstlenir. Yapı: İçerik ve dil ikilisinin ferdi ve özgün haritalanmasından teşekkül eder. Bu üç temel unsurdan başka bir de dördüncü unsur olarak Üslup vardır. Ancak üslup, diğer üç unsur gibi bağımsız değil, söz konusu üç unsurun birlik, bütünlük, çok yönlü ilişkileri ve edebî sentezinden oluşur. Edebiyat bu unsurlardan meydana gelen karmaşık fakat estetik bir terkiptir. 

Edebiyat eseri öznel / bireysel yapıttır. Ancak, sanatkâr hitap ettiği toplumun bir parçası / bireyi olduğundan etkisi altındadır. Edebiyat eseri kültürel bir değerdir. Kültürel unsurları ihata eder. Ayrıca yazınsal yönüyle kültür köprüsü olur. Toplumsal hafızayı taşıyıcıdır. 

Edebî eserlerde imgesel bir anlatım vardır. İmgesel anlatımlarda da öznellik yoğundur. Bu nedenle edebî metinleri yorumlarken herkesin farklı şeyler söylemesi beklenir. Bu da edebî metinlerin en önemli sanatsal özelliğidir. 

Edebiyatın varlık sebebi dildir. Dilin gelişmesinde büyük rol oynar. Dilin gelişmesi de edebiyatı olumlu etkiler. Bir dil sanatı olan edebiyat, malzemesi bakımından millî bir sanattır. Edebî eserin incelenmesi açısından da, edebiyat sosyal bilimlere dahil edilir.



0 yorum:

Yorum Gönderme