20200911

Sözden ziyade sükuta yakın

... 
Vakit kaybetmeden ihtiyar mezar ustasının adresine gittiler. Ona selam verdiler ve: 

- Senin, eskiden Dr. İnanılmaz ile karşılaştığını öğrendik. Biz uzun yıllardır onu arıyoruz. İpuçlarına ihtiyacımız var. Onunla karşılaşmanı anlatır mısın? 

Yaşlı adam öksürdü, nefes almakta zorlanıyordu. Yine de onun hatırlatılmasına memnun olmuş, adını duyunca belli belirsiz gülümsemişti. Duraksayarak konuşmaya başladı: 

- Çok uzun zaman önceydi. Ancak unutulmamayı hak eden biri o. Tamamen dolu bir kumbara ile gelip, benden kendisi için bir mezar yapmamı istemişti. Henüz dokuz veya on yaşlarında ay yüzlü bir çocuktu. Şaşırmıştım. Ebeveyni olup olmadığını ve neden böyle bir şey istediğini sormuştum. "Senin mezarını yapmaya benim ömrüm yetmez" demiştim. Ayrıntıları hatırlamıyorum ancak onun bu davranışına neden olan durumu anlatmasını istedim. Oysa konuşmak istemedi, ancak ısrarlarımdan sonra ezber olmayan ve çocuk düşünce dünyasına göre anomali gibi duran şu sözleri söylemişti: 

"Çok azı hariç insanlar uykudadır. Rüyalar aleminde yaşarlar. Bense gerçeği görmeyi istedim. Ancak, filozof ve teologlardan uzağım. Felsefeciler sözleriyle hakikatin üzerine bir perde çekerler. Teologlar ise hakikatin üzerine kapkara iki perde çekerler. Kendi hakikatlerini hakkın hakikati diye dayatırlar. Halbuki hakikat sözden ziyade sükuta yakındır. 

İnsanların hakka ulaşmaları gerçek anlamda mümkün değildir. Hakkın insandaki izlerinden başka, insanın hakka dair bir bilgisi de yoktur. 

Babam yalnız kalmayı istedi. Bu yüzden onun misanthropic olduğunu sandılar. Halbuki o insanları severdi. Ne var ki, başta annem olmak üzere sevdiklerinin çoğunu toprağa vermişti. 

Yaş ilerledikçe toprağı daha çok sevmeye başlarsın. Çünkü, çoğu sevdiğin ondadır. Toprağı seven babam, bahçıvan oldu. Sevdiklerinin mekanlarını güllerle süsledi ve orada her şeye hak ettiğini verdi. Gül yetiştirir, zararlı bitkileri temizlerdi." 

Sonra bana: 
- Anlaştıysak şimdi çıkmam gerekiyor. Dedemin ilaçlarını hazırlamalıyım, 
dedi ve çıktı gitti. 

Bu görüşmemiz ilk ve sondu. Onu daha sonra bulamadım. Ondan geriye kalan, içimde bıraktığı tanımlayamadığım acı bir özlemdi. İnanılmaz bir çocuktu o. Sanki öz oğlumu kaybetmiş gibiydim.
... 

| La Ceberumena'dan bir pasaj.

0 yorum:

Yorum Gönderme